Neden buradayız

WMSTurkiye’yi neden açtık

WMS kuruldu. El terminali geldi. Eğitim yapıldı. Üç ay sonra sayım yine Excel’de. Sipariş yine depo şefinin kafasından. Bu sahneyi bir kez yaşamadık.

Satıcı değiliz. Kurulum ekibi de değiliz. Türkiye’de WMS projesinin sahada nasıl yürüdüğünü, nerede koptuğunu yazıyoruz. Broşür cümlesi tekrar etmiyoruz.

Bu sitede ne var

Dizinde Türkiye’de satılan WMS’ler yan yana durur. Rehberde depo tipi ve sektör kuralı yazılır. Araçlar kısa listeyi daraltır, maliyeti kabaca gösterir. Analiz, projenin neden yarıda kaldığını anlatır.

“Hangi WMS en iyisi?” diye aramayın. “Mal kabulde lot yoksa bu yazılım ne yapıyor?” diye bakın. Satış toplantısında sorulmayan soru burada dursun diye açtık.

WMS duruyor, iş yürümüyor

Sistem açık. Stok ekranı yeşil. Sevkiyat yine “şundan bir bak” ile bitiyor. Yönetim ekran görüyor; saha kâğıt görüyor.

Bu çoğu zaman yazılım hatası değil. Ürün kartı eksik. Adres tanımsız. Vardiya değişince kural unutuluyor. Yazılımı suçlamak kolay. Asıl soru: depo, işi sisteme bırakacak kadar düzenli mi?

Neden yine Excel

Canlı geçişten sonra Excel kaybolmaz. Günlük sayımda durur. Müşteriye özel raporda durur. “Sistem yanlış gösteriyor” diye açılan yan listede durur.

Bir süre iki yer birden yürür. Sonra sistem IT’nin işi olur, operasyon Excel’e döner. Eğitim bir gün sürdüyse, ürün kodları dağınık kaldıysa, şef sistemi atlatmayı öğrettiyse bu şaşırtıcı değil.

Bunun proje tarafı →

Proje daha başlamadan kopan yer

Kapsamı “hepsini kuralım” diye açmak. Ürün ve adres listesini canlıdan bir hafta önce düzeltmeye kalkmak. Kurulum ekibinin depoyu öğleden sonra gezmesi. Canlı günü bayram öncesi cuma seçmek.

Bunlar sunumda durmaz. Fatura sonra gelir. Saha gezilmeden yazılan süreç, canlıda ilk yoğun günde dağılır.

Belgelenmiş kopuşlar →

Bunu kim okusun

Depoyu yöneten. Seçim masasında oturan. “WMS aldık, neden değişmedi?” diye soran patron. Satıcı da okuyabilir; burası vitrin değil.

Ne iddia etmiyoruz

Türkiye’nin tek doğruyu söyleyen sitesi değiliz. “Dönüşümün zamanı geldi” de demiyoruz. Sahada gördüğümüzü yazıyoruz. Yanlışsa düzeltiriz. Nasıl yazdığımız yayın ilkelerinde.